"YASAKMEYVE'NİN TADI"-ENVER ERCAN'LA SÖYLEŞİ / ÜMRAN KARTAL-RADİKAL - Yasakmeyve.com

"YASAKMEYVE'NİN TADI"-ENVER ERCAN'LA SÖYLEŞİ / ÜMRAN KARTAL-RADİKAL

YASAKMEYVE'YE DAİR » "YASAKMEYVE'NİN TADI"-ENVER ERCAN'LA SÖYLEŞİ / ÜMRAN KARTAL-RADİKAL

YASAKMEYVE'NİN TADI

Ümran Kartal


Ümran Kartal'ın Enver Ercan'la yaptığı bu söyleşi Radikal gazetesisinde 11 Şubat 2003'te yayımlandı.


Havva, henüz kopardı dalından; Âdem'e uzattı ve dedi ki bundan böyle iki ayda bir bunu yiyeceğiz. "Nedir bu" dedi Âdem. "Yasakmeyve. İki aylık şiir dergisi. Şubat-Mart 2003. Yıl 1. Sayı 1", dedi Havva. "Bundan böyle şiir konuşacağız, şiir tartışacağız, şiirin izini süreceğiz," diye ekledi. "Söyleşiler, fotoğraflar, denemeler, incelemeler ve karikatürlerden oluşan bu meyve inan bana bizi çok besleyecek, asla pişman olmayacağız! Hem nasıl olalım ki, baksana şu isimlere: İlhan Berk, Hilmi Yavuz, Oruç Aruoba, küçük İskender, Hasan Bülent Kahraman, Özdemir İnce, Arif Damar, Haydar Ergülen, Adnan Özer, Deniz Durukan, Didem Madak, ve ve ve...."

"Şairlerin 'Falet-i ruhiyesi'ni mi merak ediyorsun mesela, açıyorsun küçük İskender'in sayfasını, Koç şairinden başlıyor anlatmaya. Tamam, eğlendik yeter, biraz da bilgilenelim diyorsan, açıyorsun soruşturma sayfasını, bakıyorsun Ahmet Oktay ne demiş, Ataol Behramoğlu ne yanıt vermiş, sonra bilirsin hayat hep düz gitmez ya, Aksi İstikamet'te Altay Öktem'in sıra dışı şairleriyle tanışıyorsun, sıkıldın diyelim düzyazı okumaktan, o az önce adını saydığım şairlerden bir sürü şiir var, tekrar tekrar oku. Metin Üstündağ'ın 'Şiyir Sevişgenleri'de pek bi güzel olmuş derginin sonunda canım. Daha ne düşünüyorsun, baksana Yasakmeyve şiire o kadar çok yakışmış ki..."

"Pekâlâ," diyor Âdem, "Madem şairin dünyasına girebileceğiz, madem dünyanın farkında olacağız, madem böyle her tadı bir arada bulacağız, bi deneyelim bakalım. Sonra da gidip Enver Ercan'ı bulalım, söylenene göre her şey onun başının altından çıkıyor, anlatsa anlatsa o anlatır bize Yasakmeyve'nin nasıl olgunlaştığını...

Sonunda 'Yasakmeyve' çıktı, nasıl bir süreçten geçti peki?

Sorunuza 'sonunda' sözcüğüyle başlamakta haklısınız. Evet, garip bir süreç yaşadık. Biz bu dergiyi 2000 yılında çıkarmayı planlıyorduk. Birden ekonomik kriz patladı. Sadece dolar değil, her şey dalgalandı Türkiye'de. Arkadaşlarla kendi aramızda, "Tanrı, insanların elinin yasakmeyveye uzanmasını istemiyor," diye şakalaştık hatta.

Bildiğiniz gibi, 'Yasakmeyve' bir kurum dergisi değil; bence bir şiir dergisinin olmaması da gerekir. Bu dergiyi kendi olanaklarımla kotarabileceğim yeniden aklıma yatınca, kolları sıvadık: Ben, Tülin Er, Alper Çeker ve elbette Nazlı Ongan. Gerçi şimdi de, ABD-Irak savaşı ha çıktı, ha çıkacak. Açıkçası, "Tanrı'nın parmağı yine devreye mi giriyor?" diye düşünmedim değil. Fakat bu kez sonuna kadar gidecektik, buna kararlıydık.

Dergiye 'Yasakmeyve' ismini vermek nereden aklınıza geldi?

Hani, 'İçime sindi' derler ya, öyle oldu. 'Yasakmeyve', yalnızca bize özgü, yerel bir isim değil; ama 'ecnebi' de değil. Üstelik, yasakmeyve şiir değilse, nedir ki?

İlk sayınız yayımlandı. Peki istediğiniz gibi oldu mu dergi?..

İstediğimiz gibi bir dergi yoktur ki. Zaten o zaman ikinci sayıyı çıkarmanın bir anlamı kalmaz. Serüven duygusu ve sürprizler daha önemli, daha anlamlı bence.

Ya tasarım?

E, Nazlı Ongan istedi, böyle oldu... Her zaman şaşırtmıştır zaten beni. Bir şair tavrı var onda.

'Yasakmeyve' ne amaçlıyor? Çizgisini nasıl tanımlarsınız?

Bütün çizgilerin -ister popülist, ister elitist vs.- şiirin önünü kesmekten başka bir işe yaramadığına bizzat şahidim. Daha da kötüsü, şairler kendilerine biçtikleri rolün kurbanı da olabiliyorlar.

'Yasakmeyve' şiirin kıpırdadığı her yerde hazır bulunmak istiyor. Sonra da o kıpırtıyla sokaklara çıkmak istiyor. Tek amacı bu...

Şiirin tükendiğinin tartışıldığı bir dönemde 160 sayfalık bir şiir dergisi çıkarmak, bu biraz cesaret işi değil mi?

Zaten bu yüzden 5 bin tane bastık dergiyi. Gereken yanıtı vermekte, şiire gönül vermiş hiç kimse eksik kalmasın diye.