"YAŞAYAN DAĞLARCA" / REFİK DURBAŞ - SABAH - Yasakmeyve.com

"YAŞAYAN DAĞLARCA" / REFİK DURBAŞ - SABAH

YASAKMEYVE'YE DAİR » "YAŞAYAN DAĞLARCA" / REFİK DURBAŞ - SABAH

YAŞAYAN DAĞLARCA

Refik Durbaş

2 Şubat 2005, Sabah gazetesi


Zaman geçiyor, sekiz-on yıl önce miydi, Türk şiirinin yaşayan anıtı Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya Kadıköy'de bir kamyonet çarpmıştı. O sıralar Yeni Yüzyıl'da çalışıyorum. Haberi alır almaz, Dağlarca'nın Selimiye'deki evine koştum. Evde yoktu, hastanede de.. Ve akşam, Dağlarca'yı o yıllar haftanın belli günleri çıktığı Mühürdar'daki kahvenin girişindeki masasında buldum.

Selam sabahtan sonra hem bu kazadan, hem son günlerindeki ahvalinden söz edecek bir konuşma yapmak üzere defter kalemimi çıkarmıştım, hemen sözün kapısına kilit vurdu: "Bak" dedi, "benimle epey konuşma yaptın. Sekseni aşan yaşım kadar kitabı olan bana şimdiye kadar sorulmamış bir soru soracaksan yapalım bu konuşmayı.." Kırk yıllık yazarlık-gazetecilik hayatımda yaptığım en zor konuşma oldu bu..

Şimdi bunları niçin hatırladım. "Yasakmeyve" Enver Ercan'ın iki yıldır yayınladığı bir şiir dergisi.. 12. sayısında Enver Ercan, 91. yılı nedeniyle Dağlarca ile keyifli bir konuşma yapmış, sorular da onun şiirine değil, özel yaşamına yönelik.. Mesela nasıl yazdığını anlatıyor Dağlarca: "Seyyar bir yazar değilim. Birkaç konuyu birden yazdığım doğrudur. Onların defterleri masamdadır. Büyük bir masam vardır, masa çevresinde de iskemleler. Her iskemlenin önünde ayrı bir şiir dosyam vardır. Sabahları çalışırken canımın istediği dosyanın önüne otururum. O konuda yazarım. Sonra canım ister, başka bir iskemleye otururum. Başka bir dosya üzerinde çalışırım. Böylece 10-15 kitap birden oluşur."

Enver Ercan soruyor: "10-15 kitap dediğinize göre bir o kadar da kalem olmalı."

Dağlarca'nın yanıtı: "Çok kalemim var. Her kitabın kalemi ayrıdır, o kalemle yazarım. Kalemi değiştirmem. O kalem, o kitabı benden evvel tanıyordur."

Dağlarca daha başka neler mi anlatıyor? Hepsi koyu renkte on takım elbisesi bulunmakta, merinos kumaşından. Yazları keten giymeyi seviyor. Bir seferinde yurtdışından gelirken 50 kravat getirmiş. Hiç sigara içmemiş.. Dört yaşında içkiye başlamış ama, beş yıldır içmiyor. Askerlik döneminde sporun her türüyle ilgilenmiş, okul takımında futbol oynamış.. Börekler, ıspanaklı börek, et yemekleri, meze türü şeyler ve patlıcan salatası sevdiği ve yaptığı yemekler..

Ve son olarak yaşlılığı tanımlıyor Dağlarca: "Yaşlanmanın tek sıkıntısı var: Kimi hatırlasam ölmüş. İyi yanları daha fazla: Herkesi affediyorsun. Gözlerim gücünü yitirdi. Bu yüzden mutlu oldum. Düşünerek sevmeye benziyor. Çok yaşamak içtenlikmiş.."

Bir bunun için, Dağlarca için bile okunmaya değer bir dergi "Yasakmeyve".. "Yasakmeyve"ye de Dağlarca'ya da nice ömürler..