"YASAKMEYVE VE DİVAN ŞİİRİ" / HASAN BÜLENT KAHRAMAN-RADİKAL - Yasakmeyve.com

"YASAKMEYVE VE DİVAN ŞİİRİ" / HASAN BÜLENT KAHRAMAN-RADİKAL

YASAKMEYVE'YE DAİR » "YASAKMEYVE VE DİVAN ŞİİRİ" / HASAN BÜLENT KAHRAMAN-RADİKAL

YASAKMEYVE VE DİVAN ŞİİRİ

Hasan Bülent Kahraman


23 Aralık 2004, Radikal gazetesi.


Şiirin sadece Türkiye'de değil bütün dünyada ortadan kaybolduğu belli. Bu yalnız şiir için geçerli bir durumdur denemez. Genel olarak edebiyat büyük ve derin bir kriz yaşıyor. Görsel dünyanın giderek ağır basması, sözel dünyadan görsel dünyaya geçiş, ortalama kültürün ve daha önemlisi orta sınıf kültürünün popüler kültürle iç içe geçmesi, popüler kültürün daha ziyade bir 'eğlence' kültürü olması bu sonucu doğuran nedenler arasında. Türkiye söz konusu olduğunda buna okuma alışkanlığının düşüklüğü gibi koşulları eklemek mümkün. Ayrıca, 'çok satan kitaplar'ın 'edebiyat' olarak görülüp anlaşılması da benim elbette olumsuz bulduğum bu durumu besleyen nedenler arasında.

Ne var ki, Türk toplumu öncelikle sözel bir toplum. Kendisini 'şifahi' bir kültürle ifade edegelmiş. Bunun somutlaşma noktasını da şiir oluşturuyor. İnsanlar bu toplumda şiir ve müziği temel dışa vurum aracı olarak kullanmış. Şiirin bugün bile Anadolu'da belli bir etkinlik taşıması hâlâ o coğrafyanın feodal bir dokuya sahip olmasından. Aynı şey sözel edebiyatın diğer halleri için de geçerli. Efsaneler, masallar, seyirlik oyunlar, büyüler bu cümlenin farklı sözcükleri. Buna mukabil, başlangıçta söylediğim üzere, kültürel düzey geliştikçe ve sınıfsal yapı değiştikçe, görsel kültür egemenleşmeye başlıyor. En azından edebiyat bu defa bilinçli olarak üretilen bir yüksek kültür statüsü kazanıyor. Edebiyat halktan kopuyor. Ama seçkinlerin tercihleri ve zevkleri de edebiyatın uzağına düşüyor. Sonra da değindiğim sorunlar, kısıtlamalar kendisini gösteriyor. Bu bağlamda iki önemli olguyu vurgulamak istiyorum.

Bunların ilki, her toplumda olduğu gibi bizde de şiire hırsla sarılan, onu korumaya ve bilinçle sürdürmeye çalışan belki sayıca küçük ama nitelik olarak onunla mukayese edilmeyecek kertede yüksek düzeye sahip bir kesim var. Bu kesim zaman zaman birleşiyor veya onun içinden birisi öne çıkıp şiirin kendisi için de, düşüncel boyutu için de gerekli olan ortamı yaratıyor. Yani, bir dergi yayımlıyor.

Onlardan birisi ve son yıllarda yayımlanmış dergilerin en önemlileri arasında kaydedilmesi gerekeni 'Yasak Meyve'. Bu dergi çok iyi düşünülmüş, tasarlanmış ve ilk sayısından bugüne çok önemli konuları gündemine taşımış bir dergi. İçinde şiirin sorunlarını olduğu kadar Türk kültürel yaşamını doğrudan ilgilendiren çok önemli konular, dosyalar yer aldı. O konularla ilgili kapsamlı, analitik, akademik yazılara yer verildi. Fakat dikkatle izlediğim bu derginin ilgili izlerçevrede yeterince yankı bulmadığını üzülerek görüyorum. Örneğin bu derginin yayımladığı bazı dosyaların irdelediği konuları sağda solda ele alan yazılarda bu yayınların değerlendirilmediğini üzülerek ve ayıplayarak görüyorum. Çünkü öncelikle entelektüel bir sorun bu; hatta onun ahlakıyla ilgili bir şey. Fakat yapacak pek fazla bir şey yok gibi.

Bunu belirttikten sonra şimdi ikinci konuya geçeyim. 'Yasak Meyve' son sayısını Divan Edebiyatı konusuna ayırmış. Divan Edebiyatı öteden beri Türkiye'de entelektüel dünyanın irdelemeyi ciddi biçimde ihmal ettiği ama sorun olma özelliğini daima koruyan bir konudur. Her dönem onunla bir kez hesaplaşmıştır. Ne var ki, bu, Divan Edebiyatı'nın ne kendisi olarak yeterince irdelendiği anlamına gelir ne de o edebiyatın bir kültürel sorunsal olarak temellendirildiği anlamına. Fakat, bu belirttiğim öyle bir çırpıda geçilecek bir kısıtlama değil. Çünkü, Divan Edebiyatı, Türkiye'de egemen kültürel kodların tartışılmasında, yerleşik modernite anlayışının aşılmasında, kültürel sentezlerin yapılmasında kilit taşı özelliği taşır. Hatta, daha ileri giderek şunu da öne süreyim: eğer Divan Edebiyatı'yla ilgili sorunları aşabilseydik, Türkiye şimdi daha farklı bir kültürel iklim ve atmosferde yaşıyor olurdu demek mümkün en azından benim için böyle.

Yasak Meyve'den tam isabet
Çünkü, Divan Edebiyatı bugüne değin bir kültürel kod olarak ele alınmadı. Onu doğuran zihin ve zihniyet dünyası bir bütün halinde değerlendirilmedi. İdeolojik bir tercihe kurban edilerek Divan Edebiyatı ya toptan reddedildi ya da bir başka kültürel tercihin sembolü olarak yüceltildi. Kuşkusuz kendisine özgü iç kısıtlamaları, en azından güçlükleri olan bir edebiyat o. Fakat bu onu hiçbir düzeyde yok saymanın bir gerekçesi olamaz. Bu bağlamda, Divan Edebiyatı değerlendirmesi sadece o edebiyatın ürünlerinin somut ve soyut irdelemesiyle yapılamaz. Tam tersine bir yöntembilim sorunu olarak Divan Edebiyatı'nın yazınsal kuram, toplumbilim, kültürel kuram, toplumsal kuram ve benzeri yaklaşımların içinden görülmesi, okunması gerekir. Günümüz dünyasının temel ideolojik yaklaşımı da bu, edebiyata. 'Yasak Meyve'nin son sayısında yer alan yazılar tam da bu tabana oturmuş durumda. Divan Edebiyatı bir bağlam olarak ele alınıyor ama yanı sıra da Divan Edebiyatı'nın oluşturduğu bağlam yerli ve yabancı yazarlar tarafından 'okunuyor'. 'Yasak Meyve' çağın beklentisine, gereksinimine ve gereğine bir yanıt veriyor. Edebiyatın özünü bilmeden felsefesini yapmak ya da felsefeyi bilmeden edebiyatı dönüştürmeye çalışmak olanaksız. Bu sayıda yer alan yazılar, mesela Amerikalı Divan Edebiyatı uzmanı Walter Andrews'un yaklaşımı ve diğer yazılar tam da bu sentezin yazıları. Derginin sloganı, 'Şiir değilse yasak meyve nedir?' diye soruyor. Başka söze ne hacet.