"ALTAY ÖKTEM'İN ŞİİRSEL TAVRI" / MEHMET H. DOĞAN-MİLLİYET KİTAP - Yasakmeyve.com

"ALTAY ÖKTEM'İN ŞİİRSEL TAVRI" / MEHMET H. DOĞAN-MİLLİYET KİTAP

YASAKMEYVE'YE DAİR » "ALTAY ÖKTEM'İN ŞİİRSEL TAVRI" / MEHMET H. DOĞAN-MİLLİYET KİTAP

ALTAY ÖKTEM'İN ŞİİRSEL TAVRI

Mehmet H. Doğan



Şiirin sayısız tanımlarından biri, her zaman 'karşıt' olmasıdır: Alışılmışa, doğru kabul edilegelene, yanlışken doğru diye dayatılana karşı çıkması, onu reddetmesi, protesto etmesidir. Son elli yılın gözde deyişlerinden biri olan 'protest'in şiire en yakın durduğu da söylenebilir. Ellilerin "beat generation" hareketinden bütün dünyaya yayılan güçlü bir tavır. Doğrudan savaşmak yerine alay ederek, ti'ye alarak, yok sayarak, özüne saldırıp bozarak onu geçersiz kılma. 1990'ların başında tanıdığım Altay Öktem'in şiirinde bunları bulmuştum. Adam Sanat 1994 Şiir Yıllığı'na aldığım "Ölü Nehir" adlı şiir bu tavrın çok başarılı bir örneğiydi. 2 Temmuz 1993 Sivas kıyımını protesto eden şiir, politik çevrelerin ağız pelesengi "halk" sözcüğüne acımasız bir saldırıyla bitiyordu: "şairlere sözüm geçmez, cami avlusuna / tüneyen kanadı kırık; halkım benim leş kuşlarım / zaten beni tanımaz // artık son çare / çocukları kışkırtırım üstünüze!"

Acı, kılçıklı, asi bir ses
'90'lı yılların başında şiire böyle başlayıp daha sonra bu tavrını sulandıran, daha sivri ama politik yönden daha zararsız alanlara çeken kimi şairlerin yanında Öktem, bu protest şiir tarzını her gün geliştirerek, hicvini incelterek ama hiçbir gün ehlileştirmeden bugüne kadar getirdi. Son kitabı "Parça Tesirli"de (Yasakmeyve, 2005) yine, "zıvanadan çıkmış sanki bir karanlık bir ülke"de (13) yaşamın kendisine acımadan saldırıyor, "hayatı kışkırtıyor üstümüze". Bütün umutsuzluklara, görünürde boşunalıklara karşın şiirine misyon olarak çizdiği bu yolu sürdürüyor, acı, kılçıklı, asi bir sesle: "kanım yerde kalmayacak, manyak gibi inanıyorum buna / yiğit oğlum, aslan oğlum engerekler, çiyanlar arasında / davamı sürdürecek elinde kristal bir mancınıkla"; "seviyorum delik deşiksen seni, mazi kalbinde/yaraysa kasıklarımı tuta tuta / gülüyorum buna"; "çarşafa dolanıp boğulması gibi uyurken / zarını yeni diktirmiş bir fahişenin".

Şairin elindeki tek araç, sözcükler. Kimileri nasıl "nâr, erguvan, hazan, gül" gibi süslü sözcükler kullanıyorsa, buna nasıl hakkı varsa; kimilerinin de "tırışka, çamur, varis, pörsük, sümkürmek" gibi en rezil sözcükleri, "soğan kabuğuyla ayılan histerik kadınlar; bayat mezgit gibi kokan ağları külotların; şöyle gerine gerine orgazm olan katmerli kadınlar " gibi tamlamaları kullanma hakkı vardır elbet.

Daha 1995'te bir şiirinde "her sözcük bir mermi gibidir bana" diyordu. "Parça Tesirli"de bir harfe kadar indiriyor bunu: "bilirsin, çoğu zaman bir sözcük, yeterince seviştiysen / bir harf bile yerine göre / kışkırtır hayatı üstümüze // onu bunu bilmem çok şık sustun / dün gece".

Şiirle çizilen resim
Kısa yoldan, Öktem'in şiirsel tavrına sivri sözcüklerle, çarpıcı metaforlarla 'hayatı kışkırtmak', 'çocukları kışkırtmak' da diyebiliriz. Kimi zaman, kitabın en güzel şiirlerinden biri olan 'Eflatun bir duvar'da olduğu gibi bir tekerlemeden yola çıkar: "bir meclis bir meclise gel beraber... / sümkürelim en geniş caddelerde, ölelim! / kıpırdamadan ölelim; kokalım halkın üstüne, hakkın üstüne, hazzın üstüne / bir ecdad bir ecdada gel beraber... / donumuzu asalım mor bir mandalla / kılıçlara kalkanlara, inenlere ara sıra" ... "bir ülke bir ülkeye gel beraber... / çekirdek aile kuralım seninle / vergi verelim seviştikçe, yargılanalım" ... "bir bakkal bir bakkala gel beraber... / kesekâğıdı yapalım gazetelerden, boş şişeleri / sokağa fırlatalım demişse ihtilaldir".

Kimi zaman, aslında anlatıya pek yüz vermese bile, üç beş dizede küçük öyküler, resimler çizer: "kimin umurundayım! Oğlunu boğdurmuş / bir padişah kadar / ilk maaşıyla annesine peruk alan / sevimli bir fahişe, eşarbına takılıp / caddelerde sürüklenen emekli bir dansöz kadar".

Kimi zamansa, başka şairlerin herkesçe bilinen ünlü dizelerini bozar: "lanetli bir gemi yanaştı şu bahtsız iskeleye"; "kaldırım taşlarına adının ilk harfini kazıyorum"; "uçurumda çiçek açmaz, bunu kutsal metinlerde..." "neler fışkırır toprağı sıksam kan / pir sultan kelleleri, çokça harami / kaftan ve kavuk, akçe ve irin"

Parça Tesirli
Altay Öktem
Komşu Yayınevi, 2005